Yeni Zelanda
sessizliğin güzelliği
20.12.2009 - 29.12.2009
22 °C
Eğer siz de benim gibi Yeni Zelanda üç aşagı beş yukarı Avustralyaya benziyordur diyenlerdenseniz, fena halde yanılıyorsunuz. Burası çok değişik ve fena halde güzel.
Güzelliği ve özelliği büyük şehirlerinden kaynaklanmıyor. Tamamen doğa üzerine kurulmuş bir turizm anlayışları var. Toplam 4 milyon insanın %75 i kuzey adada yaşıyor, az farkla büyük olan güney ada ise neredeyse bomboş. Boş derken, insan yok ama 47 milyon koyun ve 7 milyon inek ve daha bilimum hayvanın büyük çoğunluğu burada. Bunlara nefis göl ve dağ manzalarını da eklerseniz nasıl bir ortamdan bahsettiğim daha net anlaşılabilir. İsviçreye gitmiş olanlar için tanıdık olan bu manzalaralar, oralarda hiç göremeyeceginiz hayat dolu canlı şehirler , kibar ve candan insanlarla daha da güzelleşiyor.
Daha güzel olduğunu duydugumuz için, Auckland'a vardıktan hemen sonra ( ve sevgili İdil ve Dan ın evinde misafir olup kafalarını şişirmemizi takiben), güney adada bulunan Christchurch'e varıyoruz.

IMG_3348 [1600x1200
]Christchurch'e vardığımız gün şehri geziyoruz ve şimdiye kadar hiç ihtiyacımız olmayan rüzgarlık/ yagmurluklarımızı müthiş seyahat ve outdoor ürünleri satan Kathmandu isimli mağazadan alıyoruz. Bundan sonra kalın kıyafetler gerekecek sanırım![]()
Christchurch kendi halinde küçük bir şehir ( bize göre tabii) , gezmek için yarım gün yeterli oldu, hava da güzeldi.

IMG_3353 [1600x1200
]
IMG_3418 [1600x1200
]
IMG_3362 [1600x1200
]
IMG_3371 [1600x1200
]
IMG_3378 [1600x1200
]
IMG_3485 [1600x1200
]Biz de diğer turistler gibi araba kiralama niyetindeydik, çünkü Yeni Zelandayı gezmenin en mantıklı yolu bu, fakat noel benim sandığımdan daha önemli bir dönem olduğundan tüm Yeni Zelandalılar tatilde, tabii bunlara turistler de eklendiğinde ciddi bir araba talebi var özellikle de güney adanın en büyük şehri olan Christchurch'te. Jucy isimli araba kiralama firmasından önce normal olarak araba kiralamak istiyoruz fakat arabaları yok, bu acı durum fena halde işimize geliyor çünkü relocationları var. Relocation bir şehirden diğerine arabayı götürmeniz gereken tek yönlü bir kiralama. En ucuz arabanın günlüğü 30-50 dolar civarındayken biz orta sınıf bir arabayı günlük 1 dolardan kiralıyoruz. Tek sakıncası araç sadece 3 gün bizde, dolayısı ile Queenstown'dan sonra dönmeyeceğiz.
Ertesi sabah yola çıkıyoruz, Mt Cook üzerinden Queenstowna varacagız. Yolda gördüğümüz yerler arasında kahvaltı için durduğumuz Darfield’de lezzetli kurabiyelerini tattığımız Darfield Bakery var. Lake Tekapo ve yanındaki Church of Good Shepard, Lake Pukaki ve ardındaki Mt Cook görüntüleriyle bol bol fotograf çektikten sonra Mt Cook'a gidiyoruz. Buraya tahminimizden çok geç vardığımız ve biraz bezgin olduğumuzdan herkes gibi trekking yapmadık ama Heritage otelde birşeyler içip oturduk. Yaz olmasına rağmen hala karlı tepeleriyle ve güzel manzaralarıyla etkileyiciydi. Eminim daha soğuk ve karlı zamanlarda daha güzel görünüyordur, çünkü sular çekilmiş, etraftaki nehirler kurumuş. Ama bu haliyle bile çok güzeldi.
IMG_3559 [1600x1200
]
IMG_3566 [1600x1200
]
IMG_3594 [1600x1200
]Yolda durduğumuz yerlerden birinde bu çocuklara rastladık. ben kızı biraz ablamın çocukluğuna benzettim
Bu kadar hevesle dondurma yiyen kaç kişi gördünüz![]()

cocuklar

cocuklar

IMG_3489 [1600x1200
]Akşam geç saatlerde vardığımız Queentown'da herkese tavsiye edebileceğim hem merkezi hem de çok modern bir hostel olan Nomads’da kaldık. Bu konuda da biraz şanslıydık çünkü yer vardı, ve biz yer ayarlamadan gelmiştik. Ertesi gün Queenstown'u gezerek geçirdik.

IMG_3608 [1600x1200
]
IMG_3634 [1600x1200
]
IMG_3645 [1600x1200
]
IMG_3659 [1600x1200
]
IMG_3661 [1600x1200
]Ertesi gün Milford Sound'da olacagımız için yolu ikiye bölmek için gece Te Anau'ya gidip orada kaldık. Te Anau Queenstown gibi göl kenarında küçük ama güzel bir kasaba ama tabii Queenstowna göre daha küçük. Milforda gidenler kalmak için genelde burayı tercih ettiklerinden birçok otel var.
Milford Sound için ertesi sabah yola çıktıgımızda saat 8 di, kendi çapımızda erken ama Milford için normal bir saatte yola çıktık, Milforda vardığımızda 10.20 civarındaydı, biz de herkes gibi bir tur aldık, ve fiyordların arasında sisli bir havada güzel bir gezi yaptık.

IMG_3712 [1600x1200
]
IMG_3716 [1600x1200
]
IMG_3709 [1600x1200
]
IMG_3742 [1600x1200
]
IMG_3770 [1600x1200
]
IMG_3777 [1600x1200
]
IMG_3746 [1600x1200
]Hava yağışlı olduğunda binlerce minik şelale oluşuyor dağlardan aşagı dogru, ama eger durgun ve güneşli ise de dağların suya yansımaları nefis görünüyormuş. Bu hali fotoğraflardan görmekten başka şansımız yok malesef. 50 km uzağındaki Queenstownda günlük güneşlik bir hava varken Milford bize yagmurlu yüzünü göstermek istiyor, bu haliyle de çok gizemli ve güzel görünüyor.
Dönüş yolunda hem Te Anauda hem de tüm geyik/ koyun /inek/ papağan gördüğümüz lokasyonlarda durup bolca fotograf çektikten sonra akşam Queentown’a varıyoruz. 
IMG_3806 [1600x1200
]
kea

Kea

cicekler

45.paralel

mirror lakes

mirror lakes

koyun

inekler gelmeyin ustumeeee

geyikler

IMG_3921 [1600x1200
]
IMG_3972 [1600x1200
]
IMG_4073 [1600x1200
]
IMG_4125 [1600x1200
]Christmas Eve olduğundan anlamadığım birşekilde bütün barlar tıklım tıkış dolu. Biz de adete uyuyor ve birkaç bar geziyoruz. Sonra da yıllardır İstanbulda gitmek istediğim ama yapamadıgım Noel ayinine gidiyoruz! O kadar uykum var, üstelik bardan çıktık ama olsun. Çok şirin bir kilise var tam hostelimizin karşısında, elimize tutuşturdukları kağıtlardan ilahilere (?) eşlik ediyoruz. Rahip çok da güzel konuşuyor, 10 -15 dakika dinledik ama bizi ön sıralara oturtma davetini çabuk kaçabilmek için reddettik, biraz ayıp oldu.
Ertesi gün dinlenme günümüz, arabayı da teslim etmemiz lazım ayrıca Noel. Geç saatlere kadar uyuyup, arabayı teslim etme, çamaşır yıkama vs. gibi işlerle uğraşıyoruz. Genelde heryer ya açık olanlarda çok pahalı. Genelde Türkler ve çekiklerden başkası açmamış zaten. Buna hazırlıklıyız, hostelin kalabalık mutfağında kendimize güzel bir yemek pişirip yedik. Akşam genelde hostelde herkes çünkü tüm barlar kapalı. Boxing day yani 26sı da resmi tatil, boks maçı filan olduğu yok tabii, sadece ismi kalmış. Queenstownun ünlü hamburgercisi Fergburgere gidip yediğim en büyük hamburgeri yiyip mide fesatına uğradım. Bu öğün hem öglen hem akşam yetti de arttı bile. Akşam da Patagonia dondurmacısına gittik tek topla yine mide fesatı geçirdik ama hem dondurma hem de çikolataları nefisti. Bu yeni Zelandalıların dondurma işini çok iyi becerdiklerini düşünüyorum. O kadar koyun olunca süt ürünlerinin tamamı başarılı.
Diğer tüm turistlerin aktivite planlarında şu gibi aktiviteler var:
Bungea Jump : yüksekçe bir köprüden ayaklarına ip bağlayarak kendini aşagıya atma ( en yükseği 134 m, ayrıca bu yeni zelandalılar yerlileri bu sporun icad edenler oldugundan gayet yaygın.
Canyon Swing: yine yüksekçe bir yerden ( kanyonun bir tarafından) salınmak suretiyle kendini aşagıya atmak ( yaklaşık 200 m lik bir salıncak gibi)
Skydive:uçaktan kendini bir bilenle beraber aşagıya atma ve sonra paraşütün açılması için dua etme
Jetboat: gayet hızlı motorlu bir tekneyle dar kanyon duvarları arasında son sürat yol alıp eğlenme, ıslanma
Skyjump: yuvarlak bir küreye oturtulup 5g yiyecek şekilde havaya fırlatılma, durana kadar çeşitli yönlere sallanma
ayrıca paragliding, white water rafting vs. vs.. gibi macera sporları listesi uzayıp gidiyor...
Bunların comboları filan satılıyor, yani hepsini birden aldıgınızda 10 dolar filan daha ucuza alıyorsunuz![]()
Biz en fazla jetboat yapabilecegimizi düşünürken günler hızla geçti onu da yapmadık ama yapanların videolarını seyretmek çok eglenceli.
Queenstown'da geçen güzel günleri takiben Auckland'a vardık. şehir boş denebilir, herkes tatilde sanırım. Açık bir bar bulup doğumgünümü 2 bira ve bir pasta dilimi eşliğinde kutladık
Sahil ve marina tarafını gezdik. Auckland müzesi, Albert Park, Domain gibi yeşillikleri dolaştık, çok yorulduk. Uçağımız yarın akşamüstü, birkaç gün yokuz efenim.
bekle bizi Güney Amerika!!
Posted by Ayça. 28.12.2009 00:14 Archived in New Zealand Comments (8)












































































